http://www.youtube.com/watch?v=De0M55gQXY4 \ affedersinhayat - Blogcu



affedersinhayat

24/6/2007 - ACI

seni de vururlar bir gün ey acı
uçuşup durduğun kanatlarından
sazın sözün türkülerin tükenir
ellerin koynunda kalakalırsın

şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı
gül açan yüzlerimizde
göğeriyor rengin senin de

biz seni
tâ eskiden tanırız hani
göğüslerimize taş olur inerden
avuçlarımızda hira dağıydın
al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
akdeniz rüzgarlarına karışan sendin

biliyorum
hiçbir tarıh yazmayacak ve bir
sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
göbek bağı anasından henüz çözülmemiş
bebelerimize mitralyözlerin okyanus ötesinden
ayarlandığını

seni de yakarlar bir gün ey acı
bir taptuk kul gözlerinden vurursa
parmakların eğri ağaç tutmaz
çığlıkların çağlar aşar duymazsın

ve ben biliyorum
örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı

ve ibrahim’in baltasını
biliyorum

nereden başladı bu kesik dans
ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü
insanlar kim?

kim kimin yanında
kim kimin karşısında

meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

üsküdür kız lisesinde okuyan genç kız
çantasında kimin fotoğrafını taşıyor

kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
neden gülüyorlar ki

seni de vururlar bir gün ey acı
filistin’de sapan taşlı çocuklar
dalın, kolun, fidelerin, budanır
kuru bir kütükle kalakalırsın

öyle bakmayın balkonlarınızdan
fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
damarlarımızı yırtıyor
tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
pompalıyor yüreğimize

pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
çeçenya’da yiğitler
inancın emeğin/ve aşk’ın
kılcal damarlarına ulanıp sustular…
ve ne bağdat’tan
ne şam’dan
ne mekke’den
ne diyarıbekir’den
ne istanbul’dan
ne buhara’dan
bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
duymuyor

seni de vururlar bir gün ey acı
halepçe’de soldurulmuş gül gibi
bu sevdaya düşsen, sen de yanarsın
suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

ve siz
ey analar,
hani siz, gecelerinizi böler, çocuklarınıza ninniler
söylerdiniz

hani siz, fatihler doğururdunuz…

gelin-kızların giysileri kirletildi
çocuklar hep yetim kaldı

‘elem yecidke yetimen feava’

ve ben biliyorum
ben biliyorum
istanbul’un
bağdat’ın
diyarıbekir’in
mekke’nin
buhara’nın
birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü/sonra
ey insan
ey insanlık
ayağa kalk

kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
boyunları gövdelerinden ayrılmış insanları
gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu
çocukları

gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin
ve bir gün
bu dünya
gül bahçesine dönecek
bunu böyle bilin/ ve
unutmayın…

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/3/2007 - KIYAMET PROVASI

/Iza zülziletil ardu zilzaleha/

her sey yetersiz

herkes çaresiz

ha öldük

ha ölecegiz

düstü birden iki dudak arasina

Allah

La ilahe illallah

 

kiyamet provasi

sonsuzun ayak izi kaldi kalbimde

deniz kabardi atesler içinde

kiyameti yasadik bu zaman içinde

 

bak nelerin yüzü kaldi yüzümüzde

ve bir ömür bitti birden kiyamet sahnesinde

söz bitti konusan depremdi

bitti mi dünya fasli

birden O geldi akla

son söz ortak payda

 

düstü iki dudak arasina

Allah

La ilahe illallah

 

hey insan

Rabbine nankör olan

 

depremler ne anlatir

çilginliklariniza

Iste sürüklenen ölünüz kaldirimlarda

gün susuyor karanlik susuyor

ölüme ekleniyor canlar

 

korku yürüyor sehirlere

/Iza zülziletil ardu zilzaleha/

bir ayrilik bir kavusma

Çigliklar yikintilar ölümler

acilar gömüldü topraga

su cesed çocugu o hanimi o kizi o babasi

su verilen bilmem kimin selasi

/Iza zülziletil ardu zilzaleha/

anladim ki mutluluk da geçici mutsuzluk da

saatler depremi vurdugunda

insanlik kiyamet provasinda

herkesin mahsere durdugu gözlerden

geriye kalan boylu boyunca bir hüzün

 

simdi herkes

yikilan bozulan kokusan yerlerini onarsin

hemen simdi

önce kalbleri

 

O’nun disindakiler atilsin

dolsun yalnizca Allah sevgisi...

 

Bünyamin Dogruer

 
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/3/2007 - KIYAMET ALAMETLERİ

Ahir Zaman Alametleri...

Vaad edilen zamanı yaşı
yoruz

Kâinatın Efendisi ümmetinin geleceği ile ilgili endişeleri olmuştur. Zamanın bozulacağı, bozulan zamanda insanlığın ve de mü'minlerin bozulacağını açık bir ifade ile haber vermiştir. Kâinatın Efendisi'nin ümmetinin geleceği ile ilgili haberlerini incelediğimizde bugün bu haberlerle yüz yüze olduğumuzu görmekteyiz. Şimdi sizleri Efendimizin mübarek sözleri ile baş başa bırakı
yoruz:
Kâinatı
n Efendisi buyurdu ki:
Ahirzaman Hadisleri - Suat Arusan

• İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktı
r.
• Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığı
nda dinini feda edecek.
• Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düş
ecek.
• Kabirler süslenecek ve Kur'an, kazanç getiren bir meta hâline gelecek...
• Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler baş
a geçecekler.
• Kur’an’dan bir resim, İ
slâm'dan bir isim, Müslüman'dan bir cisim kalacak.
• Üç şey çok kı
ymetlenecek; Helâl para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost.
• Ecnebiler çoğ
alacak ve müslümanlara galebe edecekler.
• Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar.
• Mihnet, belâ, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları
önleyemeyecek.
• Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek.
• İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayı
lacak.
• Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaş
acak.
• Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kı
lmayacak.
• Akrabalık bağlan kopacak ve selâm, sadece tanıdı
k olanlara verilecek.
• Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş
için hacca gidecekler.
• Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları
terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.
• İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliğ
i emretmeyecekler.
• Minareler çoğ
alacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.
• Hâinlere emin, emin olanlara hâin denilecek ve “şurada emin bir insan vardır” denilecek kadar emin insan sayısı
azalacak.
• Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş
yapan az olacak.
• Yıldızlar (fal) doğ
rulanacak ve kader yalanlanacak.
• Allahü Teâlâ (C.C.) apaçı
k inkâr edilecek.
• Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılı
r hâle gelecek.
• Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafı
zlar çok, ama âlim bulunmayacak.
• Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekât ağı
r bir borç olarak kabul edilecek.
• Âlimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, âhiret ameli ile dünyalı
k talep edecekler.
• Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapı
lacak.
• Erkekler kendilerini kadınlara, kadı
nlar da erkeklere benzetecekler.
• Erkekler erkeklerle, kadınlar kadı
nlarla münasebetsiz alâkalar kuracak.
• Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadı
nlar zuhur edecek.
• Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaş
acak.
• Kadınlar, saçları deve hörgücü gibi, sokaklarda dolaş
acaklar.
• Haram işlemeyi kolaylaştıran imkânlar artacak, gençler günah iş
lemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.
• İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, kiş
i gece mü'min yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak.
• Dünya işlerine dalınıp âhiret unutulacak, Allah'ın kitabıyla hükmetmek, ayıp sayı
lacak.
• Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı
sokaklar daralacak.
• Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapı
lacak. (Kürk, manto ve benzeri...)
• Sabah giyilen elbise başka, akşam giyilen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden birisi gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi, evlerinizin duvarları halı
larla süslenecek.
• Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleş
ecekler.
• Dedikodu, yaygı
n bir hâl alacak.
• Herkes “kazanamadığından ve geçinemediğinden” ş
ikâyetçi olacak.
• Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sı
k görülecek.
• Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğ
u hilekâr olacak.
• Kişi, karısına itaat edip anasına âsi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaş
acak.
• Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeş
ler bile dinde ve mezhebde ihtilâf edecekler.
• İmar edilen ş
eyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.
• Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını
bilmeyenler halka hitab edecekler.
• Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve yeşilliklere kavuş
acak.
• Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarış
acaklar.
• Faize alış-veriş, rüş
vete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denilecek.
• Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir ş
eyde bereket kalmayacak.

 

KAYNAKLAR:
1- Riyâzüs-Salihîn, İmam Nevevi, Terc: Mehmed Emre. 2- Tezkiret-ül-Kurtubî, imam Şaranî. 3- Kıyamet Alâmetleri Râmuz el- Ehadis'ten Dersler, ist. 1983 4- Kitab ül-Keşf, Celâleddin-i Suyutî, El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi. 5- Kıyamet Alâmetleri, Muhammet! el-Hüseyni, Terc: Naim Erdoğan

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/3/2007 - HÜZÜN GÜNLERİ

Kategori: hikayeler

 

Hani söz vermistik alem-i ervah'da!...
"Bela" demistik "Enestu bi Rabbikum?" sualina,
Yaratici, rizik verici ve yegane kanun koyucu olarak
Allah'dan baska Ilah, önder olarak da O'nun
Resul'ünden baskasini tanimayacaktik.

Hani söz vermistik!... Hani söz vermistik Erkam'in evinde!
Hangi sart ve ortamda olursa olsun Ilayi Kelimetullah
Misyonunu yürütecek, nusibetlerden yilmayacak,
Hiçbir tehditten korkmayacak, gerekirse ölümlerin
En güzeline talip olacaktik.

Hani söz vermistik akabe tepesinde!
Kendimizi ve ailemizi korudugumuz gibi kanimizla,
Malimizla ve canimizla koruyacaktik Resulullah'i.
Hani söz vermistik akabe tepesinde!
Dogru olan herseyde Resul'e itaat edecektik.
Rabbani davayi elden ele, gönülden gönüle,
Balçikla sivanmayan hakikat günesini cihadsiz
Ve sehadetsiz burakarak lekelemiyecektik.

Hani söz vermistik Medine'de!...
Hani söz vermistik dünya kardesliginin en güzel
Tesekkül etmeye basladigi Medine'de!
Kiyamet'e kadar tüm Müslümanlar kardes olacakti
Ve bizler, ve bizler muhakkak ki "Müslümanlar kardestir"
Ferman-i Ilahisine gönülden baglancak, vücüdun
Azalari gibi birbirimizin derdiyle dertlenip,
Sevinçlerimize ortak olacak, "Komsusu açken tok yatan
Bizden degildir" düsturuna, evrensel komsuluk bildirisine
Kardesligin en atesî olarak bakacaktik.

Hani söz vermistik Ridvan'da!...
Basimizi tutamayan elerimizi kökünden kurutacaktik.
Nemlenmemis bir gözü, yaralanmamis, çile çekmemis
Bir bedeni Mevla'ya sunmayacaktik.
Mücadelesiz ve vuslata özlemsiz geçen bir günü
Yasanmamis kabul edip, dogarken nisanlandigimiz
Ölümle cihad masasinda, sehadet gömlegini giyerek
Nikahlanacagimiz günün hasretiyle yanip tutusacaktik.

Hani söz vermistik ayaklarimizi vura vura Mekke'ye girerken!
Dinime, namusuma dil uzatan zalimler tekrar is basina gelirse,
Mukkades beldelere Ebreheler tekrar saldirirsa,
Bizde kanatlanip Mevla'mizin Ebabil kuslari
Olmaya talip olacaktik.

Hani söz vermistik Veda Hacc'inda Resulullah'a !
Cahilliye adetlerini birdaha diriltmemek üzere
Kökünden kurutacaktik.
Miras burakilan emanetlere simsiki sarilacak,
Ahkam-i Kur'anniye'yi tüm dünyaya hakim kilacaktik.

Ahde vefa gösteremedik Allah'im!
Zihinlerdeki hatirasini çoktan silmistik...
Sehadet mi?... Çok uzakti bizden...
Tanimiyorduk onu... Sözlüklerimizden bile
Çikarmistik...Çile çekmeye yaklasmadik..
Öyle egildik, öyle egildik ki dogrulacak ne bir belimiz,
Kaldiracak ne bir basimiz kaldi...

Utaniyoruz Allah'im!
Nemlenmemis bir gözle, yara almamis bir bedenle
Huzuruna varmaya utaniyoruz...
Ahde vefa gösteremedik Allah'im, bunu biliyoruz...
Ama sunuda biliyoruz ki rahmet deryanda
Ufacik bir damlayiz...
Yüzümüz yerde ama........

Affet Allah'im!!... Affet! (amin)

                                 ALINTIDIR

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/1/2007 - DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA MEKTUP

Kategori: siirler

Dogmamis Çocuga Mektup

Hayat dag gibi inan ki

Dogar dogmaz bunalirsin

Yasamak kolay mi sanki

Kuruda, yasta kalirsin

Yalnizlik var, üzülmek var

Çaresizlik, ezilmek var

Zaman bir çesmedir; bahar

Süzülür, kista kalirsin

Karanliktir sagin, solun

Zayifsan, bükülür kolun

Bazen düze çikar yolun

Bazen yokusta kalirsin

Gülersin mutluymus gibi

Hakikati bulmus gibi

Hep zavalli bir kus gibi

Büzülür, tasta kalirsin

Aldanirsin insanlara

Dalarsin derin sulara

Yenilirsin korkulara

Siste, ateste kalirsin

Ömrün düzeni bozulur

Dostlarin hepsi kaybolur

Aynalara düsman olur

Devr-i geçmis’te kalirsin

Hiç eksilmez âh ü zârin

Seninledir intizârin

Serüven biter, mezarin

Kazilir; düste kalirsin

Kaderin önünde degil

Dogmamak elinde degil

Gözlerinin yasini sil

Hayattan zevk de alirsin

 

Nurullah Genc

                                                                     HAZIRLAYAN:ARİF DEMİRCAN

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

SANMAKİ HER GÜLENİ BAHTİYAR BENİM ATTIĞIM HER KAHKADA BİNLERCE GÖZYAŞI VAR!!! HAKAN ft ARİF tf HAKAN....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

burcin
uzlet
acihuzun
nurtalebesiolabilsem
sairindilinden
dustengelen